Dil Edebinin Anahtarları
Fahr-i Kâinat Efendimiz dil edebinin anahtarını veren hadîs-i şeriflerinde şöyle buyuruyor:
مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ اْلاٰخِرِ
فَلْيَقُلْ خَيْرًا أَوْ لِيَسْكُتْ
“Allâh’a ve âhiret gününe iman eden kimse ya faydalı söz söylesin veya sussun!”
(Buhârî, Edeb 31, 85, Rikāk 23; Müslim, Îmân, 74, 75)
Edep üzere bir sükût; hayrı ifade etmeyen her türlü sözden, -velev ki doğru, güzel, tatlı olsun- daha hayırlıdır. Hazret-i Mevlânâ buyurur:
“Cahil kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol!”
Yani sükût limanına sığın!
Mânevî telkinler, feyizli sohbetler, tesirli ve hayırlı sözler nasıl kalpleri harekete geçiriyorsa, hayırsız bütün lâf ve lâkırdılar, kalbi Allâh’ı zikretmekten alıkoyar. Nitekim Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurmuştur:
“Allâh’ı unutarak lüzumsuz konuşmalara dalmayın. Çünkü Allâh’ı unutarak yapılan çok konuşmalar kalbi katılaştırır. Allah’tan en uzak olan kimse ise kalbi katı olandır.” (Tirmizî, Zühd, 62/2411)
Sâdî Şîrâzî Hazretleri ne kadar yerinde bir îkazda bulunmaktadır:
“İki şey akıl hafifliğini gösterir: Söyleyecek yerde susmak, susacak yerde söylemek.”
Başkası konuşurken, bilhassa hutbe ve vaaz esnasında sükût etmek dil ile ilgili âdabdandır. (Ebû Dâvûd, Salât, 209/1051) Mescidler, gereksiz dünya lâkırdılarından uzak durulması gereken, sükûnet ve sükûtun mânevî atmosferiyle daha da feyizlenen nezih mekânlardır. Bu da, mü’minlerin gönüllerinden mekâna akseden İslâm edebidir. Dolayısıyla;
Feyzi bozan lâkırdılar ve kalbi boğan konuşmalar, gerçek ve kâmil mü’minlerden asla sâdır olmaz. Boş ve zararlı kelâm, ancak îman etmemiş garezkâr kimselerin özelliğidir. Nitekim;
Kur’ân-ı Kerim’de Allah Teâlâ, inkârcıların ve şirk ehlinin;
–«Kavl-i zâhir قول ظاهر/ boş sözler»le aldandığını (Ra’d, 33),
–Birbirlerini «zuhrufe’l-kavl زخرف القول / yaldızlı sözler»le aldattıklarını (En’âm, 112),
–Hakikati ikrardan kaçınmak için «kavl-i muhtelif قول مختلف / çelişkili bir söz» üzerinde kaldıklarını (Zâriyât, 8 ),
–Allah yolundan alıkoymak için de «lehve’l-hadîs لهو الاحاديث / oyalayıcı, lâf eğlencesi» satın aldıklarını beyan etmiştir (Lokman, 6).
Bu yaldızlı, oyalayıcı, boş sözlerden sakınmanın en mühim yolu da altın değerindeki sükûttur. Zira Cenâb-ı Hak; mü’minleri;
–Kavl-i sâbit قول ثابت/ sarsılmaz bir sözle sağlamlaştırmıştır (İbrâhim, 27).
Mü’minler o sâbit, sağlam söze münasip olmayan hiçbir söze değer vermezler. Yine âyette buyurulduğu gibi:
“Cahiller onlara lâf attıkları /lâfla sataştıkları zaman; «selâm!» der (geçer)ler.” (Furkān, 63)
İlginizi Çekebilecek Konular
- Bilim Bu Kez de Tarık Suresinin Mucizesiyle Karşılaştı
- Semazen Kıyafetlerinin Anlamları
- Hacla İlgili Kelimelerin Manaları
- Medineli İlk Müslümanlar ve Akabe Biatları
- Dümetül Cendel ve Beni Müstalik Gazası
- Öğle ve İkindi Namazlarının Kılınışı
- Kıyamdaki Sübhan İnsana Hatalarını Fark Ettirir
- Allah(c.c) Neden "Zina Yapmayın" Değil de "Zinaya Yaklaşmayın" Diyor ?
- Allah (cc)ın İsimlerini Zikretmek Hayatı Kolaylaştırıyor
- Kadir Gecesi Bin Aydan Hayırlı
Facebook'tan Beğen
Yararlı bulduğunuz sayfaları beğenerek birçok arkadaşınızın okumasını sağlayabilirsiniz.
Kim bir iyiliğe aracılık ederse ondan bir hissesi olur." {Nisa Suresi, 85}









