image image image image
Kuran-ı Kerim Yaratan Rabbin adıyla oku.O, insanı bir alak'tan yarattı.Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir;Ki O, kalemle (yazmayı) öğretendir.İnsana bilmediğini öğretti. Rabbinin adıyla oku!. Yani onun yüce adıyla, "Allah" yüce ismi ile başlayarak oku. Okumaya başla. Yukarıda geçtiği üzere bu emir inerken, başlangıçta Hira mağarasında Hz. Muhammed'in zatına melek gelip canına tak diyen şiddetli bir sıkıştırma ile yalnız "oku" demiş. O zamana kadar Hz. Muhammed okumak bilmediği için "ben okumuş değilim" yani okumak bilmem ki ne okuyayım? demişti.
Kıyamet Resulullah (sav) buyurdular ki: "Güneş, battığı yerden doğmadıkça kıyamet kopmaz. Batıdan doğunca, insanlar görür ve hepsi de iman eder. Ancak, daha önce inanmamış veya imanın şevkiyle hayır kazanamamış olan hiç kimseye bu iman fayda sağlamaz."

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Hicaz bölgesinden bir ateş çıkmadıkça kıyamet kopmaz. Bu ateş Busra'daki develerin boyunlarını aydınlatacaktır."

Tevbe Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: "Aziz ve Celil olan Allah, gündüz günah işleyenlerin tevbesini kabul etmek için geceleyin elini açar. Gece günah işleyenlerin tevbesini kabul etmek için de gündüz elini açar, bu hal, güneş batıdan doğuncaya kadar devam edecektir" Burada "el", Allah'ın ihsan ve fazlından kinayedir.

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Son nefesini vermedikçe Allah, kulun tevbesini kabul eder."
Rahmet Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah rahmeti yüz parçaya böldü. Bundan doksandokuz parçayı kendine ayırdı. Yer yüzüne geri kalan bir cüzü indirdi. (Bunu da -cin, insan ve hayvan- mahlukatı arasında taksim etti.) Bu tek cüzden nasibine düşen pay sebebiyledir ki mahlukat birbirlerine karşı merhametli davranır. At, (hayvan) yavrusuna basmamak endişesiyle ayağını bu sayede kaldırır."

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah, insanlara merhamet etmeyene rahmette bulunmaz."

             | 
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün170
mod_vvisit_counterDün768
mod_vvisit_counterBu Hafta4533
mod_vvisit_counterBu Ay12989
mod_vvisit_counterTümü351703

Site Başlangıç : 15.05.2010

Şu anda 42 konuk ve 23 üye çevrimiçi
Web Sitemizdeki Yeniliklerden ve Konulardan Haberdar Olmak İçin Lütfen E-Posta Adresinizi Yazınız :

Şimal-i Şerif

Hz. Muhammed Sav - Hz. Muhammed Genel Konular

Allah-u Zülcelal’in Habibi, Hz.Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizin mübarek yüz ve vücut güzelliklerini anlatan rivayet ve eserlere Şemâil-i Şerif; bu bilgileri konu ederek oluşturulan hat-tezhib eserlerine de Hilye-i Şerîfe denir.

İslam alimleri, Peygamber (asv)’ın ve salih alimlerin yaşarken yüzüne bakmak nasıl ibadetse; O’nun sıfatlarının anlatıldığı Hilye-i Şerîflere bakmanın da ibadet sevabına ve Allah’ın rahmetine vesile olacağını beyan etmişlerdir. Bu yüzden ceddimiz çeşitli vesilelerle bu eserler üzerinde önemle durmuştur.

Peygamberimiz (sav) Efendimizin mübarek vücutlarında toplanan ve bâtınî güzelliklerine delalet eden zâhiri güzellikler; hiçbir kimsenin vücudunda toplanmamıştır. Hatta İmam-ı Kurtubî rivayet eder ki; Nebiyy-i Muhterem( sav) Efendimizin cemalinin güzelliği tamamen ortaya çıkmamıştır. Eğer dış görünüşünün bütün güzelliği görünür olsaydı, Sahabe-i Kiram ona bakmaya takat getiremezlerdi.

Cabir bin Semure (ra) demiştir ki; bir mehtaplı gecede âlemin güneşi Efendimizi (sav) gördüm. Üzerlerinde kırmızı alacadan bir hulle vardı. Nebi (sav)’in nurlu yüzü ile aydan hangisinin güzelliği daha fazla diye; bir kere Resulullah (sav)’in nurlu yüzüne, bir kere de ayın yüzüne bakmaya başladım. Allah’a yemin ederim ki, benim yanımda Nebiyy-i Muhteremin saadetli yüzü, aydan daha güzel idi.

Peygamberimiz (sav) Efendimizin sakal-ı şerifleri büyükçe; her tarafı birbirine uygun, ne düz ne de dıraz (uzun) idi. Mübarek yanakları yumru olmayıp düz idi. Mübarek ağızları geniş, ön dişleri seyrekçe idi.

Mübarek göğüslerinden saadetli göbeğine kadar ince hat gibi kıllar var idi. Rasul-ü Ekrem (sav) Efendimizin bütün âzaları mutedil, şerefli vücutlarında olan mübarek etleri sık olup sarkmış değildi.

Özetle ifade edecek olursak, Resul-ü Zişân Efendimizin vücut etleri semizlikle zaiflik arasında idi. Mübarek karınları ile göğsü düz; yani aynı hizada olup mübarek göğüsleri geniş idi.

Geçen rivayetlerde de işaret edildiği gibi iki omuz arası geniş, mafsalları toplayan kemikleri iri idi. Mübarek âzaları, elbisesini çıkardığı zaman gâyet nurlu pırıl pırıl parlardı. Vücudunda; mübarek iki memeleri ve karnında, göksünden göbeklerine varıncaya kadar ince bir hat gibi uzanmış olan kıllardan başka kıl yok idi.

Resul-ü Ekrem (sav) Efendimizin kollarında, omuzlarında ve göğsünün üst taraflarında çok kıl vardı. Bileğinin iki yanında bulunan yumru kemikleri uzun el ayası geniş idi. (Malum olduğu üzere, el ayasının genişliği cömertlik alametidir.)

Resul-ü Ekrem (sav) Efendimizin mübarek ellerinin ve ayaklarının parmakları kalın, elleri ve ayakları büyükçe; mübarek parmakları mutedil olmak üzere uzunca idi. Mübarek ayaklarının altı yerden yüksekçe, üst kısmı düz olup üzerlerinde kir yarık ve yırtık yok idi.

Resul-ü Ekrem (sav) Efendimizin mübarek ayaklarının eti hafif, üstü ziyade düz olduğundan su dökülse üstünde durmayıp iki tarafına akıp giderdi. Yürüdükleri zaman ayaklarını yerden kuvvetle kaldırırlar, istedikleri tarafa yönelirler, sağ ve sollarına meyletmeyerek bir miktar ön tarafa doğru eğilirlerdi.

Rasul-ü Zişân Efendimiz yürürken ayaklarını yere vurmadan vakar, sükünet ve tavazu ile yürürlerdi. Yürüyüşleri süratli adımları uzun idi. Sanki yer ayakları altında dürülürdü. Yürüyüşleri süratli, adımları uzun olmakla birlikte, yürüyüşleri vakar üzere olup acele değildi.

Resul-ü Ekrem (sav) Efendimiz bir şeye teveccüh ettikleri zaman, bütün beden, endam ve tenleri ile yönelirlerdi. Sebepsiz etrafına bakınmaz, ön taraflarına nazar ederdi. Yer yüzüne bakışları gök yüzüne bakışlarından daha çok idi. Yeryüzüne bakışları nihayet tevazuları, ziyade hudu’ ve huşularından ve Cenab-ı Haktan ziyade hayalarından dolayı idi.

Resul-ü Ekrem (sav) Efendimizin mubah olan şeylere yüce bakışları göz ucu ile idi. Ashab-ı Kiramı ile beraber yolculuk ettikleri zaman, Ashab-ı Kiramını korumak ve himaye etmek; zayıflarını gözetmek ve fakirlerine yardımcı olmak için kendileri hepsinin ardınca yürürler, karşılaştığı kimselere selamı ilk önce kendileri verirlerdi. (Bu şekilde ilk önce selam vermek tevazu sahiplerinin âdetidir.)

Kaynak: Muhammed Raif Efendi; Muhtasar Şemâil-i Şerif Tercemesi.



Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Facebook'tan Beğen

 

Yararlı bulduğunuz sayfaları beğenerek birçok arkadaşınızın okumasını sağlayabilirsiniz.
Kim bir iyiliğe aracılık ederse ondan bir hissesi olur." {Nisa Suresi, 85}

Errahman