Hz. Muhammed Sav - Hz. Muhammed Genel Konular
Söylenilmesin.! Allah rasulünün Hoş Karşılamadığı Sözler...
"Midem bulandı" veya "içim bozuldu" yerine; "fenalaştım" demeyi tavsiye etmiştir. (Buharı, 78/100; Müslim, 2250; Ebu Davud, 4978, 4979.)
Üzüm'ün (mü'minin kalbi manasına geldiğinden) "Kerm" ismiyle adlandırılmasını yasaklar ve: "Kerm demeyin, fakat İneb ve Halebe deyin.(Müslim, 2247, 2248; Dârimî, 2/118. Vâil F. Hucr yoluyla rivayet edilmiştir. Hi Ebu Hureyre yoluyla rivayeti de Buharı (78/101) ve Müslim (2247) dedir.) buyururdu.
"İnsanlar helak oldu" denmesinden hoşlanmaz ve: "Böyle diyen kişi, insanların en perişanı olmuştur." derdi (Müslim, 2623.) İnsanlar bozuldu", "zaman bozuldu" ve benzeri tâbirler de bu mânadadır.
"Allah ve falan ne güzel diledi" denmesinden nehyeder, bunun yerine; "Allah ne güzel diledi, daha sonra falan ne güzel diledi." denmesini isterdi. Bir keresinde, "Allah ve sen ne güzel dilediniz." diyen birine, Hz. Peygamber (s.a.): "Sen beni Allah'a denk mi tutuyorsun?! Sadece 'Allah ne güzel diledi' desene!" demiştir (Ahmed, 1/214, 224, 283, 5/384, 394, 398; Ebu Davud, 4980.)
Yine bu mânada şu tâbir de vardır ki bu, yukandakinden daha çirkin ve kötüdür: "Şayet Allah ve falan olmasaydı, iş böyle olmazdı.", "Ben, Allah ve falancayla birlikteyim.", "Allah'a ve falana sığınırım.", "Bana Allah'ın ve falancanın koruması yeter.", "Ben Allah'a ve falana dayanırım." Ve bunları söyleyen kişi, o söylediği falancayı Allah'a (c.c.) denk tutmuş olur.
"Şu veya bu yıldızın doğmasından dolayı yağmur yağdı." demek yeri*ne, "Allah'ın fazlı ve rahmetinden dolayı yağmur yağdı.' demeyi tavsiye etmiştir. (Buharı, 15/28; Müslim, 71.)
Allah'tan gayrısına yemin etmekten de nehyetmiştir. Sahih olarak rivayet edildiğine göre, Rasûluilah (s.a.) şöyle buyurmuştur: "Allah'tan başkasına yemin eden kişi, Allah'a şirk koşmuştur." (Ahmed, 2/34, 67, 69, 87, 98, 125; Tirmizî, 1535. İsnadı sahihtir. Hâkim (4/297) sahih olduğunu söylemiş, Zehebî de onu kabul etmiştir.)
Bir kişinin yemininde, başkası için; "Şayet şöyle yaparsa o yahudidir veya hıristiyandır veya kâfirdir." demesinden de nehyeder di. ( Ebu Davud, 3258; Nesâî, 7/6; lbn Mâce, 2100; Büreyde'den rivayet etmişlerdir ki, Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurmuştur: "Kim yemin eder de: Şayet yalancı çıkarsamben İslâm'dan beriyim, derse; söylediği gibi İslâm'dan uzaklaşmıştır. Adam sadık dahi olsa artık sağlam olarak islâm'a dönemez." İsnadı hasendir.)
Bir müslümana, "Ey kâfir" diye hitap edilmesinden nehyetmiştir. ( Buharî, 78/73; Müslim, 2143; Ebu Davud, 4961; Tirmizî, 2829.)
Padişaha "Meliklerin Melik'i" (Buharî, 78/114; Müslim, 2143; Ebu Davud, 4961; Tirmizî, 2829.) denmesinden nehyetmiştir ki, buna göre "Kadıların kadısı" demekten de nehyetmiş oluyor.
Efendi, köle ve cariyesine "kulum", "cariyem"; köle de efendisine "Rabbim" dememeli; bunun yerine efendi, köle ve cariyesine: "oğlum", "kızım" demeli; köle de, efendisine "beyefendim", "hanımefendim" demelidir. (Buharî, 49/17; Müslim, 2249.)
Esen rüzgâra sövülmemesi, aksine Allah'tan rüzgârın hayrım ve sürükleyip getirdiği şeyin hayrını dilemek, şerrinden de Allah'a sığınmak gerekir . (Tirmizî, 2252; İsnadı hasen-sahihtir. Ahmed, 2/250, 268, 409, 437; Ebu Davud, 5097; Buharî, Edebu'I-Müfred, 906. Senedi sahihtir.)
Sıtmaya sövmekten de nehyetmiş ve buyurmuştur ki: "Sıtma âdem-oğullannm hatalarını körük demirin pasını giderdiği gibi siler süpürür." (Müslim, 2575.)
Horoza sövmekten 'de nehyetmiştir. Rasûlullah'tan (s.a.) sahih olarak rivayet edildiğine göre şöyle buyurmuştur: "Horoz'a sövmeyiniz. Çünkü horoz insanları sabah namazına kalkmaları için ikaz eder." (Ahmed b. Hanbel, 5/193; Ebu Davud, 5101. İsnadı hasendir.)
Cahiliye dönemindeki iddialara ve neseb üstünlüklerine insanları davet etmek (Ahmed b. Hanbel, 5/133, 136; Buharî, Edebu'I-Müfred, 963, 964; Müslim, 103, 1847.) meselâ; kabilelere, kabile taassubuna, soyla övünmeye davet etmek de nehyedilmiştir. Bunun zamanımızdaki misalleri ise şunlardır: Mez-heb, tarikat ve şeyhlere taassubla bağlanmak, nefsânî heva ve taassubla bazı âlimleri diğerlerine üstün tutmak, sırf kendi ona müntesib olduğundan dolayı milleti ona davet etmek, onun peşinden gitmek, onun yüzünden insanlara düşmanlık edip, insanları onunla ölçmek. İşte bunların hepsi cahiliyet davalarının kalıntılarıdır.
Gecenin ilk karanlığı veya akşamla yatsı arası manasına gelen "işâ" kelimesi yerine, gece karanlığı veya gecenin ilk üçte biri, yatsı vakti manasına olan "ateme" kelimesinin daha fazla kullanılması "işâ" kelimesini unutturmuştur. (Müslim, 644.)
Müslümana sövmekten (Buharî, 2/36.) üç kişinin bulunduğu bir yerde iki kişinin gizlice fısıldaşmalarından (Buharî, 69/45; Müslim, 2183.) bir kadının, kocasına başka bir kadının güzelliklerinden bahsetmesinden de (Buharî, 67/118.) nehyetmişdir
Çokça yemin etmekten nehyetmiştir (Müslim, 1607.)
Gökte görülen gökkuşağına "kavs-i kuzah" denilmesini, (kuzah şeytanın bir ismi olduğundan) hoş karşılamamıştır (Ebu Nuaym, Hilye, 2/309, Senedinde, zayıf râvilerden Zekeriyya b. Hakim el-Basrî vardır.)
Kişinin, "Allah'ın yüzü suyu hürmetine" diyerek dua etmesini hoş karşılamamıştır. (Ebu Davud, 1671, "Allah'ın yüzü suyu hürmetine ancak cennet istenir" şeklinde Câ-bir'den (r.a.) merfû olarak rivayet edilen bu hadisin senedinde, hakkında ileri geri söz edilmiş olan Süleyman b. Muaz et-Temîın vardır.)
Medine'ye Yesrib denmesi de nehyedilmiştir. (Buharî, 29/2. Münafıklar bu kelimeyi kullandıklarından dolayı nehyedilmiştir. Ayrıca Ahmed b. Hanbel, Berâ b. Azib'den (r.a.): "Kim Medine'ye Yesrib derse, Allah'a istiğfar etsin. O Tâbe'dir. O Tâbe'dir." hadisini rivayet etmiştir.)
Bir adama, zaruret olmadıkça, karısını niçin dövdüğünün sorulmasını nehyetmiştir, (Ahmed b. Hanbel, 5/133, 136; Buharî, Edebu'I-Müfred, 963, 964; Müslim, 103, 1847.)
"Ramazanın tamamını oruçlu geçirdim.", "Gecenin tamamını ibadet*le geçirdim." denmesinden de nehyetmiştir (Ebu Davud, 3415. Râvileri sikadır. Fakat sened, Hasan el-Basrî'nin muanan rivayetinden dolayı zayıf kabul edilmiştir.)
Kinaye ile kullanılması gerektiği halde, açık olarak söylenilmesi mek*ruh olan cümleler:
Kişinin, birisine: "Allah (dünyadaki) bekanı uzatsın.", "Günlerini devamlı kılsın.", "Bin sene yaşayasın." gibi sözleri söylemesi mekruhtur.
Kişinin ailesiyle nasıl cima yaptığını, kendisiyle ailesi arasında olan gizli şeyleri, akılsız, sefih kişilerin yaptığı gibi anlatması da mekruhtur (Müslim, 1437; Ahmed b. Hanbel, 3/69; İbnü's-Sünnî, 619; Beyhakî, Sünen, 7/193, 194; Senedinde zayıf râvilerden Ömer b. Hamza el-ömerî olduğundan hadis zayıftır. Yalnız hadisin başka kanallardan şâhidieri vardır ki bunlarla hadis kuvvetlenmiş olu*yor: Ahmed b. Hanbel, 6/456, 457, 2/40, 541; Ebu Davud, 2174; İbnü's-Sünnî, 620; Hîlye, 1/186; Heysemî, 4/294, 295.)
İlginizi Çekebilecek Konular
- Peygamber Efendimizin Hoş Karşılamadığı Sözler
- Peygamberlerin Karşılaştığı Zorlu İmtihanlar
- Peygamberimizin Affı ve Bağışlaması
- Peygamber Efendimizin Yaptığı Günlük Dualar
- Peygamberimizin Düşmanlarından Efendimizin Ahlâkının İtirafları
- Peygamber Efendimizin Değiştirdiği İsimler
- Peygamber Efendimizden Ramazan Ayının Fazileti
- Peygamberimizin Dualarından Örnekler
- Peygamber Efendimiz’in Hayatından Ölçüler
- Peygamberimizin Bir Günü Nasıldı ?
Facebook'tan Beğen
Yararlı bulduğunuz sayfaları beğenerek birçok arkadaşınızın okumasını sağlayabilirsiniz.
Kim bir iyiliğe aracılık ederse ondan bir hissesi olur." {Nisa Suresi, 85}









