Mübarek Zaatlar
O, âşk, cezbe, sohbet ve irfan yolunda mesafeler alıyor, çevresine iyilik, doğruluk ve güzellik nurları saçıyordu. Bir gün, iki kişinin kavga ettiğini görmüştü. Kavgacılardan biri, ötekine:
— Bana bir söyle, benden bin işitirsin...
demişti. Bunu duyan Mevlâna, yanlarına gitti, o adama:
— Ne söyleyeceksen bana söyle, benimle kavga et. Bana bin söyle, benden bir bile işitemezsin.
deyince, kavgacılar hemen susmuşlar, barışmışlar, büyük adamın önünde saygıyla eğilmişlerdi. O, dostluğun da, sulhun da temelini, insanların karşılıklı sevgisinde buluyordu. Kötülüklerden arınmanın yolu sevgide idi. Bir gün oğlu Sultan Veled'e şu nasihatta bulunmuştu. "O'nun hayrını ve iyiliğini söyle, göreceksin ki o düşman senin en yakın dostun olacaktır. Çünkü gönülden dile. dilden de gönüle yol vardır."
Sevmek, herşeyi. her yaratığı sevmek, ruhu olgunlaştırır, insana huzur verir. Bu sevginin kapıları Allah sevgisiyle açılır. Allah'ı seven, Allah'ın birliğine inanan kişi, kulluğunu sevgiyle gösterir. Bir rubaîsinde sevgili Allah'ına şöyle seslenir:
"Sevgilim, sana yakın olmanın sebebi hep sevgidir. Ayağını nereye basarsan, biz oranın toprağıyız. Aşk mezhebinde reva mıdır ki. âlemi seninle gördüğümüz halde seni görmeyelim." Yine şöyle der:
— Seviyoruz ve hayatımızın güzelliği o yüzden. Bu sevgi insanı "kemâl"e ulaştıran. Allah'a yakınlaştıran ve Allah vuslatını tattıran "gerçek" aşka. Allah arkına götürürdü. Yalnız gerçek aşkı. dünyevi aşktan ayırmak lâzımdı. Mevlâna, dünyevî askı, Mecnun'un devesine benzeterek. Mesnevisinde şu hikâyeyi anlatmada:
Mecnun, Leylâsına kavuşmak için devesine biner, ileri sürer. Devenin arkasında çok sevdiği yavrusu (daylak) vardır. Mecnun deveyi rnahmuzladıkça, yavrusu geride kalır. Yular gevşeyince de deve geriler. Mecnun, deveyi sürdükçe deve ileri, yular gevşeyince de deve geri..
Bir süre sonra da. Mecnun kendine gelir. Bir de bakar ki, ne görsün. Bulunduğu yerden bir adım öte gidememiş. O zaman Mecnun:
— A deve!. İkimiz de âşığız. Ben Leylâ'ya, sen daylağa.. Biz birbirimize yoldaş olamayız. Çünkü birbirimizin yolunu vuruyoruz, der.
Gerçek âşık, ten devesine binen değil, cân devesine binendir. Cân ve bekâ âlemine kanat açandır."
Gerçek âşık Mevlâna'dır. Mevlâna'yı yaşayandır. Gerçek âşk ta yalnız Allah'dır.
Öteki değil!
Dr. Mehmet ÖNDER
Diğer Makaleler...
- Nevfel Bin Haris (Radıyallahü Anh)
- Bündar Bin Hüseyn Şirazi (Radıyallahü Anh)
- Mutarrif Bin Abdullah (Radıyallahü Anh)
- Diğer Hadis Alimleri
- İmam-ı Nevevi
- İmam-ı Taberani
- İmam-ı Beyheki
- İmam-ı Nesai
- İmam-ı Ebu Davud
- İmam-ı Tirmizi
- İmam-ı İbni Mace
- İmam-ı Müslim
- İmam-ı Buhari
- Kütüb-i Sitte’yi Yazan Altı Büyük Alim
- Hadis Alimi Kime Denir ?
Sayfa 1 / 10
Facebook'tan Beğen
Yararlı bulduğunuz sayfaları beğenerek birçok arkadaşınızın okumasını sağlayabilirsiniz.
Kim bir iyiliğe aracılık ederse ondan bir hissesi olur." {Nisa Suresi, 85}
Sahabeler
- Abbas İbn Abdulmuttalib
- Abdullah B. Ömer
- Abdullah İbn Mes'ud
- Abdullah İbn Revaha
- Abdullah B. Amr B.El As
- Abdullah İbn Abbas
- Abdullah İbn Zübeyr
- Ammar B. Yasir
- Amr İbn El As
- Bera İbn Azib
- Bilal-i Habeşi
- Cabir İbn Abdullah
- Cafer B. Ebu Talib
- Erkam B. Ebi'l Erkam
- Eban B. Said El As
- Ebu Dücane
- Ebu Zerr El Gıfari
- Ebu'd-Derda
- Ebu Eyyub El Ensari
- Ebu Hureyre
- Ebu Musa El Eşari
- Ebu Said El Hudri
- Enes B. Malik
- Es'ad B. Zurare
- Fadl İbni Abbas
- Habbab İbn Ered
- Halid B. Belid
- Hamza İbn Abdulmuttalib
- Hassan B. Sabit
- Muaz B. Cebel
- Mus'ab B. Umeyr
- Selman El Farisi
- Übeyb B. Ka'b
- Üsame B. Zeyd
- Zeyd B. Harise
- Zeyd B. Sabit









